Cami etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cami etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Aralık 2022 Pazar

BEDDUANIN GÜCÜNE İNANAN GENELEV SAHİBİ İLE İNANMAYAN İMAMIN KISSASI

Rivayet olunur ki,

Süleyman Demirel’in Başbakan olduğu yıllarda, 

Anadolu’nun bir ilçesinde uyanık bir müteahhit, Merkez Camii’nin tam karşısındaki boş arsayı satın alır, genelev inşa etmek ister.

Merkez Camii imamı ve cemaat bu girişimden son derece rahatsız olur; vaziyeti kaymakama şikâyet ederler.

Kaymakam şikâyeti valiye, o İçişleri Bakanı’na, o da Başbakan Demirel’e havale eder.

Demirel gerekli istişareleri yaptıktan sonra, genelevin inşasına izin verir.

Demirel’den umduklarını bulamayan imam ve cami cemaati son çare olarak vaziyeti gazetecilere duyururlar.

Gazeteciler ilk fırsatta Süleyman Demirel’e genelev inşaatına neden izin verdiğini sorarlar. Demirel’in yanıtı tam da kendisine yakışan kıvraklıkta bir nüktedir:

- Ne yani, yapılmasın da bizi mi yapsınlar?

***

Rivayet denilse de bir parça hakikat payı olduğu kuşkusuzdur.

Rivayetin devamı da vardır.

Caminin karşısındaki arsayı satın alan müteahhit inşaata başlar. İmam ve cemaatin ricasına dil dökmesine, “Tapulu, imarlı, Başbakan’dan izinli mülküm size ne?” diyerek aldırış etmez. İmam ve cemaat çaresiz beddua üstüne beddua ederler. Her namaz sonrasında inşaatın önünde saf tutup bedduayı bağıra çağıra tekrar ederler. Ama inşaat son hızla devam eder. Nihayet genelevin boyası badanası da tamamlanır, odalar tefriş edilir, açılış günü ilan edilir vs…

Açılış günü ne olsa iyi? Yağmurlu bir gündür. Fırtına çok kuvvetlidir. Şimşekler çakmakta, gök yıldırımlarla yarılmakta, göz gözü görmemektedir. Derken genelevin çatısına yıldırım isabet eder, bina yanıp kül olur…

Başta İmam olmak üzere, cemaat hayatlarından memnun, mesrur, öyle sevinçliler. “Ya işte böyle. Bedduamızı duamızı yalvarmamızı kabul eden Allah adamı işte böyle yapar, cin çarpmıştan beter eder. Hamd olsun keremine inayetine!” nidalarıyla şükür namazına dururlar. Şükür namazı günler sürer, bir türlü ardı gelmez…

Genelev inşaatı kül olan müteahhit ise mahkemeye gider, imam ve cemaatten davacı olur, uğradığı zararın imam ve cemaatten faiziyle tahsil edilmesini talep eder. Gerekçesi hayli muhkemdir: “Her gün inşaatın önünde beddua ettiler, sonunda Allah dualarını kabul etti ve inşaatım yıkıldı, zararımı tazmin etmelerini istiyorum…”.

İmam ve cemaat şaşırırlar, tazminat ödemek işlerine gelmez. Bir çıkış yolu da bulamazlar. Sonunda ateist bir avukatın akıl vermesiyle şöyle savunurlar kendilerini: “Bu olayın bizim dualarımızla beddualarımızla ne ilgisi olabilir?.. Allah-ü Teala bedduamızı kabul ediyorsa, hayır dualarımızı da kabul eder ama bugüne kadar hiçbir bedduamız ve hayır duamız kabul olmadı. Dualarımızı kabul etse, böyle fakru zaruret yoksulluk içinde olur muyuz? Dualarımız kabul olsa, İslam ümmeti birbirini kırar mı? Biz her namaz sonrasında İslam ümmetinin barış ve refaha kavuşmasını niyaz ediyoruz ama her yerde Müslümanlar birbirlerini öldürüyor. Ölen de öldüren de tekbir getiriyor. Dolayısıyla şikâyetçinin iddiası yersizdir. Binası bizim bedduamızla yanmamıştır. Şikayetçi, çatısına kuru ahşapları dizmiş, yıldırımdan dolayı tutuşan tahtalar yanınca bütün binası yanmıştır. Tazminat talebinin reddine karar verilmesini talep ederiz.

Yargıç ne yapsın? Bir yanda genelev inşa eden müteahhit, karşılarında namazında niyazında imam ve cemaat. Aşağı tükürse sakal yukarı tükürse bıyık. İşin içinden çıkamamış. Sonunda şu hükme varmış, kapatmış dosyayı, istifa dilekçesini eklemiş: 

Nasıl bir hüküm vermem gerekir bilmiyorum. Ortada çok garip bir durum var… Taraflardan birisi duanın bedduanın gücüne inanan bir genelev sahibi; diğeri ise duanın gücüne inanmayan ve inkâr eden bir imam ve cami cemaati…”.

***

Dedim ya, rivayettir. Azıcık da olsa hakikat payı vardır.

Gündemdeki rezaletlerin utançların haberleri bu rivayetleri çağrıştırdı. 

Gündeme ne kadar uymuştur, bilemiyorum.

Sağlıkla ve iyilikle kalın!


19 Kasım 2022 Cumartesi

AKP’NİN SÜNNİ AÇILIMINA TEPKİ

Alevi Katılım Partisi AKP’den seçimler öncesinde Sünnilere mavi boncuk 

- Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde 'Sünni Kültür ve Cami Başkanlığı' kuruldu.

- Camilerdeki hizmetlerin maliyeti devlet tarafından karşılanacak.

- Hoparlörle ezan yasağının kaldırılması, Ramazan Bayramı’nın resmi tatil ilan edilmesi planlanıyor.

- Cumhurbaşkanı Haydar Zülfikâr: “Herkesten daha fazla Sünniyiz!

- Sünni paketine şeyhlerden ve imamlardan tepki: “Hükümet samimi değil. Çözüm eşit yurttaşlıkta, laiklikte ve demokraside!

ANKARA (SÜNAJANS)- İktidardaki Alevi Katılım Partisi AKP’nin Sünniliği folklorik kültürel miras sayan, camilere Kültür Bakanlığı bünyesinde statü öngören icraatı Sünni cemaati tatmin etmedi. Cumhurbaşkanı Haydar Zülfikar’ın “Herkesten daha fazla Sünniyiz, Ramazan Bayramı’nı resmi tatil ilan edeceğiz” vaadine Sünni imamlar şeyhler ve inanç önderleri, “Hükümet samimi değil. Laikliğe uygun adımlar atılsın, zorunlu din dersi kaldırılsın, Diyanet lağvedilsin, Dede Okulları kapatılsın!” diye karşılık verdiler.

SÜNAJANS muhabirinin AKP ve hükümet çevrelerinden derlediği bilgilere göre, bir kamuoyu anketinde 25 milyon dolayında tahmin edilen Sünnilerin yalnızca yüzde 12’sinin seçimlerde AKP’ye oy verdiği saptandı. AKP, Sünnilerden aldığı oyu artırabilmek ve iktidarda kalabilmek için Haziran 2023 seçimleri öncesinde yeni bir açılım paketini gündemine aldı. Alevi Diyanet İşleri Başkanlığı camilere ‘ibadethane’ statüsü verilmesine ve Diyanet’te Sünnilerin de temsil edilmesine sıcak bakmıyor. Diyanet’in ibadethane ve temsil formülüne sıcak bakmaması nedeniyle hükümet ve AKP çevrelerinde Sünni meselesine çözüm için Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde 'Sünni Kültür ve Cami Başkanlığı' kurulması kararlaştırıldı. 

Bu karar doğrultusunda, Resmi Gazete’de yayımlanan 112 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığının görev ve yetkileri arasına "Sünni kültürünün araştırılması ve camilerle ilgili iş ve işlemleri yürütmek" ibaresi eklendi; bu görevi yerine getirmek üzere bakanlık bünyesinde 'Sünni Kültür ve Cami Başkanlığı' kuruldu. Kararnameye göre başkanlık, Sünnilik hakkında araştırmalar yapacak, akademik çalışmaları destekleyecek, camilerin ihtiyaçlarını belirleyecek, camilerdeki hizmetlerin etkin ve verimli yürütülmesini koordine edecek. 

Sünni Kültür ve Cami Başkanlığı’nın görev alanındaki çalışmalarını değerlendirmek ve önerilerini Başkanlığa bildirmek üzere Danışma Kurulu kurulacak. Danışma Kurulu başkan ve üyeleri, Sünnilik yolunda araştırmaları ve çalışmalarıyla temayüz etmiş kişiler arasından Cumhurbaşkanınca üç yıllığına seçilecek. Danışma Kurulu üyelerinin ve toplantıya davet edilen kişilerin ulaşım ve konaklama giderleri Bakanlık bütçesinden karşılanacak.

***

Cumhurbaşkanı Haydar Zülfikar: Herkesten daha fazla Sünniyiz!

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Haydar Zülfikâr, ALHABER ekranında gelişmeleri değerlendirirken, Sünni açılımını bu kez başaracaklarını, camilerde hoparlörle ezan yasağını kaldıracaklarını, camilerin elektrik ve suyunun belediyelerce karşılanacağını söyledi. Haydar Zülfikar, Ramazan Bayramı’nı resmi tatil ilan edeceklerini, Alevi İlahiyat fakülteleri bünyesinde Yüksek Sünni Enstitüleri açılacağını ve imamların bu enstitülerde eğitileceğini, okullarda zorunlu din dersi müfredatında Sünniliğin de anlatılacağını belirterek “Biz herkesten daha fazla Sünniyiz” dedi. 

***

Sünnilerden Tepki: Çözüm Laiklikte ve Eşit Yurttaşlıkta!

Sünni inanç önderleri şeyhler ve imamlar ise Cumhurbaşkanı Haydar Zülfikar’ı ve AKP hükümetini samimiyetsizlikle suçladılar. 

Şeyhler ve İmamlar adına bir açıklama yapan Prof. Dr. Ahmet Mahmut Ünlü, Sünni meselesinin ancak eşit yurttaşlık, laiklik ve demokrasi ile çözülebileceğini vurguladı. Camilere bütçeden kaynak aktarımını, imamlara maaş bağlanmasını rüşvet sayıp reddedeceklerini bildiren Ünlü, devletten iane değil özgürlük istediklerini belirtti. Alevi Diyanet’te temsil ve imamların Yüksek Sünni Enstitülerinde eğitilmesi önerisini de eleştiren Ünlü, “Devlet zahmet etmesin. Biz kendi kendimizi eğitiyoruz. Devlet eliyle din eğitimi ve hizmeti olmaz. Çözüm eşit yurttaşlıkta, laiklik ve demokrasidedir. Zorunlu din dersi kaldırılmalı, Dede Okulları ve Diyanet lağvedilmelidir. Devlet bütün inançlara ve inançsızlara aynı uzaklıkta olmalıdır; inkâr asimilasyon ve baskıdan vazgeçmelidir.” dedi. 

***

AKP Sünniliği sapkınlık olarak görüyor

Ensar Vakfı Başkanı Hayrettin Toraman da, hükümetin her seçim öncesinde Sünni açılımı ilan etmesini samimi bulmadıklarını belirterek şu görüşleri dile getirdi: “Sünnilerin sorununu bilmeyen yok. Temel sorun AKP’nin Sünniliği sapkın bir mezhep olarak görmesidir. Tartışılacak bir şey yok. Sorunu çözmek istiyorsa, zorunlu din dersini kaldıracak, Diyaneti lağvedecek, camileri ibadethane olarak tanıyacak, Sünni vakıf mallarını iade edecek, ayrımcı tutumdan vazgeçecek, Sünniliği tanıyacak. Ama Cumhurbaşkanı samimi değil, Sünnileri oyalama derdinde; Sünniliği resmi olarak tanıyan şahsiyet olarak tarihe geçmek istemiyor. Herkesten daha fazla Sünni olduğunu söylüyorsa biz de soruyoruz. Kaç Sünni milletvekilin var? Kaç Sünni valin var? Ayrımcılık pratikte çözülerek aşılır.


Not: Sekiz yıl önce aşağıdaki adreste yayımlanan yazının güncellenmiş tekrarıdır; elbette asparagastır!!! Empati denemesi sayılması rica olunur!

http://rahmi-yildirim.blogspot.com/2014/11/hoparlor-ile-ezan-yasagina-son-akpden.html