19 Eylül 2014 Cuma

TAYYİP ERDOĞAN PSİKOPAT DEĞİLDİR!

Sayın Recep Tayyip Erdoğan Çankaya Köşkü’ne çıktıktan sonra kurulan Yeni Türkiye’ye uyum sağlayıncaya değin yazmama kararındaydım. Yazsam, eski alışkanlıkla ve kadir bilmezlikle çok sayın Erdoğan’ı kötülemiş olurdum. Henüz uyum sağlayabilmiş değilim ama HaberTürk gazetesinde bir köşe yazısına rastlayınca yazmadan edemedim.
Efendim Dr. Neva Çiftçioğlu Banes, HaberTürk’teki köşesinde “Psikopat” başlığı altında Amerika Psikiyatri Derneği’nin bir makalesinden söz etmiş. Bu makaleye göre psikopati, en tehlikeli kişilik bozukluğu. Çünkü, kişileri yönlendirmede, olayları manipüle etmede psikopatların üzerine yok. Zeki ve kurnaz olmanın yanı sıra hiç utanmadan yalan söylüyorlar, yetenekli olmadıkları halde kendilerini çok başarılı şekilde pazarlıyorlar. En çok dikkat çeken bir özellikleri de aslında hiç duygulanmadıkları halde, gözyaşı dökerek ağlayabilmeleri.
Bir kişi şu 10 davranışı yapıyorsa psikopat olduğuna hükmedilebilirmiş.
1. Kanunları, kuralları ve toplum değerlerini hiçe saymak.
2. Başkalarının haklarını ihlal etmek.
3. Empati kuramamak.
4. Hatalarını kabul etmemek.
5. Aniden beliren saldırgan tavırlar sergilemek.
6. Hissetmediği halde duygusallaşmış rolü yapmak.
7. Suç işleyeceği zaman çok önceden zekice planlar kurarak kendi gibileriyle ekipleşmek.
8. Doğa ve özellikle hayvan sevmemek.
9. Kinci ve intikamcı olmak.
10. Kendine göre kurallar oluşturarak çevresindekilere uyması için baskıda bulunmak.
Dr. Neva Hanım’ın yazısı dışında, psikopati üzerine yazılmış kitaplarda da hemen hemen aynı davranış özelliklerinden ve antisosyal kişilik bozukluklarından söz ediliyor. Özetle, kanun nizam tanımamak, ahlaki dini toplumsal değerleri önemsememek, empati ve vicdan eksikliği, insanlarla sağlıklı ilişki kuramamak, sorumsuzluk, acımasızlık, duygusuzluk vs…
***

Dr. Neva Çiftçioğlu Banes’in yazısı gerek gazete sayfalarında gerekse sosyal medyada öyle bir ilgiyle karşılandı ki artık o kadar olur. Meğer millet psikiyatriye ne kadar da meraklıymış.
Pskiyatriye ilgi ve merak iyi de, yazının Recep Tayyip Erdoğan’ın öfkeli haliyle pek sevimli görünmediği fotoğrafları eşliğinde paylaşılması hoş olmadı. Hele bir de kinayeli yorumlar yapılması. Cidden ayıp! Milletin ağzı hakikaten torba değilmiş.
Arkadaşlar, bir şey ima etmeye gerek yok. Hamdolsun Recep Tayyip Bey’in himmetiyle eriştiğimiz ileri demokrasi devrinde düşünce ve ifade hürriyeti var! Neler söylenmedi ki Sayın Erdoğan için? Yalancı, cahil, ampul, katil, terörist, Hitler ve hatta (affedersiniz) hırsız. Bunların hepsi söylendi. Söylendi de ne oldu. Bir şey olmadı. Mahkemeler “sert eleştiridir” deyip geçtiler.
Yani demem o ki, Tayip Bey psikopat ise açık açık yazmanın bir mahzuru yok.
***

Tayyip Erdoğan’ın kanun tanımazlığı
Şahsen ve bizatihi ben, on yüz milyon kere sayın Recep Tayyip Erdoğan Bey’in psikopat olmadığı kanaatindeyim.
For example kanun tanımazlık iddiası.
Doğru! Pek sayın Erdoğan’ın da bazen kanun tanımadığı oluyor.
İyi de sormak gerekmez mi “niye tanımıyor” diye?
Sormasanız da ben anlatayım efendim.
2008 yılıydı. Dönemin Başbakanı imzasıyla TBMM’ye sunulan bir tasarı kanunlaştı. Dönemin Cumhurbaşkanı kanunu imzaladı. Kanun 8 Şubat 2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı. 5728 sayılı bu Kanun’un 580’inci maddesi diyordu ki, “Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.”
Diyeceksiniz ki, “Ne var bunda?”
Haklısınız. Hükümet tasarı sunar. TBMM kanunlaştırır. Cumhurbaşkanı imzalar. Resmi Gazete’de yayımlanır. Başbakan ve bakanlar kanunu uygular. Uygulamazlarsa suç işlemiş olurlar…
Haklısınız da bu kanun bildiğiniz kanunlar gibi değildi. Ben olsam ben de uygulamazdım. Hatta psikopat olarak yaftalanmayı göze alıp sizler de uygulamazdınız.
Kafanız karışmasın. Bu Kanun’un 538’inci maddesi, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Yasası’nda ‘Genel sekreterin aşağıda belirtilen nitelikleri haiz olması gerekir’ başlıklı bendini değiştiriyor ve şöyle bir şart öngörüyordu:
“(d)TCK’nın 53’üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıl veya daha fazla süreyle ya da devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık, vergi kaçakçılığı veya haksız mal edinme suçlarından hapis cezasına mahkûm olanlar.”
Yani öyle bir kanun maddesiydi ki, hırsızlık, rüşvet ve bilumum suçlardan hüküm giymeyi, oda ve borsa genel sekreterliği için zorunlu koşul haline getirmişti.
İşte dönemin Başbakanı Recep Tayyip Bey, bu kanunu uygulamadı.
Şimdi bu durumda “İşte bak, kanun tanımıyor, o halde psikopattır” demek yakışık alır mı?
Yakışmaz tabii!
***

Kafanız karıştı değil mi?
Valla, aslında benim de kafam karışık.
Uygulamadığı bu kanunu tasarı olarak sunan da kendisiydi.
Niye böyle bir kanun çıkardı, sonra neden uygulamadı?
Bilemiyorum doğrusu. En doğrusunu kendisi bilir.
***

Türkiye Cumhurbaşkanı’na “psikopat” dedirtmem!
Kanun tanımazlık bahsi böyle.
Yalancı, sorumsuz, merhametsiz, duygusuz, empati yoksulu, kindar ve intikamcı, doğaya ve hayvanlara karşı zalim olup olmadığı, aniden saldırganlaşıp saldırganlaşmadığı, sahte gözyaşı döküp dökmediği, olayları manipüle edip etmediği, yetenekli olmadığı halde kendisini başarıyla pazarlayıp pazarlamadığı bahisleri de öyle.
Netice-i kelam, Recep Tayyip Erdoğan psikopat değildir!
Dünya lideri Türkiye Cumhurbaşkanı’na “psikopat” dedirtmem!
Türkiye halkları, böyle beyefendi bir lideri kendilerine nasip ettiği için Allah’a şükretmelidirler vesselam!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder